Polisiye suç ve suçlularla ilgili edebiyata verilen genel addır. Başlangıç olarak kimilerince Gaston Leroux tarafından yazılan Sarı Odanın Esrarı adlı kitap, kimilerince de Edgar Allan Poe tarafından yazılan Morg Sokağı Cinayeti kabul edilir. İlk polisiye roman olarak ise "Charles Felix" takma adıyla 1862-63 yıllarında yayımlanmış olan The Notting Hill Mystery kabul edilir. Halk arasındaki popüler kimliğini, Sir Arthur Conan Doyle tarafından yazılarak, gazetelerde tefrika halinde yayımlanan Sherlock Holmes ile kazanmıştır.
Endüstriyel devrim ve modernizmin en etkili şekilde yaşandığı İngiltere, bu doğuma kaynaklık etmiş sayılsa da, Kıta Avrupası'ndan ve Amerika'dan türe yeni açılımlar kazandırılmış ve yepyeni alttürler eklenmiştir. Özellikle Büyük Bunalım dönemleri, polisiye yazınında Altın Çağ diye tabir edilen dönemle kesişmektedir. Bu dönem, polisiyede özellikle "Kim Yaptı?" (Whodunit? veya Whodonit?), ve "Kapalı Oda Esrarı" tarzıyla öne çıkar. Bu türün en tanınmış yazarları Agatha Christie ve John Dickson Carr'dır.
Okuyucuya en başta bir cinayet, yani bir esrar, ve bu cinayeti işlemesi muhtemel kişiler, yazarın okuyucuyu kendisiyle eşitlemek için verdiği ipuçlarıyla beraber sunulur. Olaylar ve olayların sürükleyiciliği her zaman karakter derinliğinin önünde gider. Bu tarz polisiyelerde suç genelde bireyseldir, ve bir detektif veya amatör bir meraklı tarafından cinayetin çözülmesinin ardından, suçlu yakalanıp cezalandırılır ve toplum yaşantısına devam eder; suçun derinliği veya toplumsal nedenleri konu edilmez. Bir diğer özellik de bu tür polisiyede genellikle üst orta sınıf yaşantısının konu edilmesidir.Bu tarz polisiye 1950'lerden sonra yerini, sadece suçlunun yaptıklarını değil, suçu ve onu ortaya çıkaran sebepleri de konu olan yeni tarzlara bırakmıştır. Bu alanda bahsedilmesi gereken en önemli isim şüphesiz Belçikalı Georges Simenon'dur.
Bugün ise polisiye inanılmaz sayıda çok alttüre sahiptir ve diğer türlerde yazılan romanları da kurgu yapısıyla etkilemekte ve böylece romanlara polisiyenin okumayı kolaylaştıran sürükleyici öğeleri eklenmektedir; örnek olarak Umberto Eco'nun Gülün Adı veya Orhan Pamuk'un Benim Adım Kırmızı'sı verilebilir.( Kaynak:Wikipedia)
Evet. Bunlar başkalarının söyledikleri. Sıra benimkilerde.
Hazır mısın?
Hadi başlayalım :)
1-JOHN VERDON-AKLINDAN BİR SAYI TUT
1-JOHN VERDON-AKLINDAN BİR SAYI TUT

Polisiye romanların dünyasına adım atmamı sağlayan başlı başına okuduğum en iyi romanlardan biri. Zekice kurgulanmış, sürükleyici, merak uyandırıcı, diğer sayfaya geçmek için sizi sabırsızlandıran muhteşem bir kitap. İnanmıyor musun?
Arka kapağındakileri oku istersen :)
Bir adam, posta kutusuna bırakılmış imzasız bir mektup alır. Mektupta şöyle yazmaktadır: "Aklından herhangi bir sayı tut – 1 ila 1000 arasında herhangi bir sayı." Adam öylesine 658 sayısını tutar. Not şöyle devam etmektedir: "Sırlarını nasıl bildiğimi göreceksin… küçük zarfı aç."
"Aldıklarını geri vereceksin
Vermiş olduklarını aldığın zaman.
Biliyorum ne düşündüğünü,
Ne zaman uyuduğunu,
Nereye gittiğini,
Nereye gideceğini.
Seninle bir randevumuz var,
Bay 658."
Sıradanlıklara meydan okuyan, anında başınızı döndürecek ve ilgi çekici karakterlerinin kalp atışlarını tüm gerçekliğiyle hissedeceğiniz bir kitap – Aklından Bir Sayı Tut kolay kolay unutmayacağınız bir roman.
2-)GÖZLERİNİ SIMSIKI KAPAT-JOHN VERDON
2-)GÖZLERİNİ SIMSIKI KAPAT-JOHN VERDON
Bir John VERDON klasiği daha... Bir polisiye romancısının en önemli özelliği
ne diye sorsalar ne dersin?
Ben de fikrimi söyleyeyim. Kesinlikle katili satırların en dip köşelerine saklamasıdır. Değil mi? Yukarıda gördüğün isim bu işin hakkını vererek yapan kalemlerden en önemli ismi. Mantık silsilesi içinde, aklın sınırlarını zorlayan yazarımız bence çok iyi iş çıkarmış. Katili öğrenince elinizdeki kitabın nitelikli bir kimse tarafından yazıldığını çok iyi anlayacaksınız.
Bir de diğer okuyucunun yorumuna bakmaya ne dersin ?
John VERDON gizemli bir olayın akıl almaz örgüsünü işlerken hikayenin en beklenmedik anında ortaya çıkaran şeytani bir kurnazlığa sahip.Yazarın büyük ilgi gören AKLINDAN BİR SAYI TUT kitabından sonra beklediğimize değecek.
Washington Post
3-)AHMET ÜMİT-BEYOĞLU RAPSODİSİ
Çağdaş ve Türk Edebiyatının önemli romancılarından Ahmet Ümit polisiye romanlarıyla nam salmış bir kalem. Okuyucusuyla içli dışlı, son zamanlarında çıkardığı ELVEDA GÜZEL VATANIM romanıyla imza gününden imza gününe koşan başarılı Türk yazarımız.
Nihat, Selim ve Kenan...
Üç farklı hikaye...Kurgusuyla beni şaşırtan , ummadığım kapıları açtıran, 600 sayfalık kitabı 3 günde bitirtebilecek akıcı bir yazar. İçeriğinden bahsetmek isterdim ama arka kapağı sizi çok etkileyecek dolayısıyla sizi üstada bırakıyorum.
Üç arkadaşın öyküsü bu. Beyoğlu'nda büyümüş, Beyoğlu'nda yaşayan üç ayrı kişilik, üç ayrı kimlik, üç ayrı insan. Ölümsüzlük merakıyla başlayan ölümler. Her cinayetin ardında gizemli bir neden... Ve soruşturma boyunca adım adım, bina bina, sokak sokak Beyoğlu. O çoksesli, çok renkli, çok dilli, çok kültürlü Beyoğlu. Günümüzün Babil Kulesi... İnsanın bencilliğini, acımasızlığını, öfkesini, çaresizliğini en iyi anlatan mekân... Soluk soluğa bir gerilim, benzersiz bir final...Çok kollu, çok dallı büyük bir ırmağa benzeyen bu muhteşem cadde, papazı, fahişesi, cami hocası, pezevengi, hahamı, Alevi dedesi, bankacısı, işportacısı, öğrencisi, öğretmeni, tinercisi, dönercisi, dekoratörü, evsizi, midye satıcısı, esrar satıcısı, kanun kaçağı, Anadolu kaçağı, Avrupa kaçağı, Amerika kaçağı, Afrika kaçağı, yani yaşam kaçağı, beyazı, karası, sarısı, kızılı yani insan görünümünde olan kim varsa, hepsini, herkesi sorgusuz sualsiz kucaklamıştı. Kiliseleri, camileri, sinagogları, hanları, hamamları, bankaları, giyim mağazaları, kitabevleri, meyhaneleri, birahaneleri, şaraphaneleri, kafeleri, kültür evleri, randevuevleri, sinemaları, tiyatroları, galerileri, vakitleri çoktan dolduğu halde ömür sürmeye çalışan bilmem kaç yüzyıllık inatçı binaları, dar sokakları, kör çıkmazlarıyla Grande Rue de Pera, Cadde-i Kebir, İstiklal Caddesi ya da Beyoğlu nasıl adlandırılırsa adlandırılsın burası her gün, her an değişen yeryüzünün en büyük tiyatro sahnesi gibiydi."
4-)KERRY WILKINSON-KİLİTLİ
Kilitli bir ev... O evde işlenilen bir cinayet... Katil kim?
Asıl soru ev kilitliyken katil o eve nasıl girdi? İlk cesedin katili bulunmamışken karşılaşılan ikinci cesed... Dedektif Jessica Daniel'in sarpa sapan görevi...Ürkütücü ve merak uyandıran bir yapıt.
Bu yapıtın en önemli özelliği ise henüz kitap basılmadan e-kitap Amazon.com satış sitesinde 5 ay boyunca çok satanlar listesinin ilk sırasında yer almıştır. Sadece Amazonda 250.000 kopya satmıştır.
Daha ne diyelim?
5-)AGATHA CHRISTIE-KAHVERENGİ ELBİSELİ ADAM
Anne Beddingfeld, babasını kaybettikten sonra Londra’da yaşamaya karar verir. Ve günün birinde, içinde her zaman var olan macera tutkusu, Hyde Park’ın köşesindeki metro istasyonunda yaşadığı bir olayla canlanır. İstasyondaki bir adam rayların üstüne düşerek ölmüştür. Ama ne var ki olay göründüğü gibi değildir. Anne, kaza olmadığına inandığı olayın peşini bırakmaz ve elindeki tek ipucuyla “Albay” olarak da bilinen katilin asıl kimliğini ortaya çıkarmaya çalışır. Ancak bilmediği şey Albay’ın da onun peşinde olduğudur
Farklı kalem, farklı bir tat... Okunası bir kitaba benziyor.
Raylara düşen bir adam ve arkasındaki sır perdesini ısrarla kaldırmaya çalışan hırslı bir kadın.
İyi okumalar :) :)
6-)PAUL CLEAVE-TEMİZLİKÇİ
Oldukça iddialı görünen bir polisiye romanı.İsmiyle oluşturulan tezatlıkta dikkate değer nitelikte.
Bir katilin taklitçisi olur mu? Cleave buna can vermiş yazarlardan biri. Nefes kesen bir roman olsa gerek.
Gelin bir de yorumlara bakalım..
“Sürükleyici ve tamamen gerçekçi bir polisiye. Cleave takip edilmesi gereken bir yazar.”
-Tess Gerritsen
“ Yeni Stephen King.”
-NDR, Almanya
“Cleave, sizi soluksuz okumaya ve sona geldiğinizde kendinizi dışarı atıp derhal başka bir kitabını bulmaya zorluyor.”
-New Zealand Lawyer Magazine
“İş polisiyeye gelince, Cleave okuyucuya nasıl kanca takacağını biliyor.”
-Sunday Herald
‘Cleave bir boksörün ince ayar yumrukları gibi yazıyor.. Karın boşluğunuza gelecek yumruklar sizi inletecek. Akıcılığı ve heyecanı nefesinizi kesecek ve romanı çarçabuk bitirmenize neden olacak. ‘
-Courier Mail, Brisbane
‘Cleave psikolojileri alt üst edebilecek tarzda gerilim romanları yazmakta ustadır. Olaylar ilerlerken okuru beklediği şeylerin tam tersi ile baş başa bırakabiliyor. Cleave bir kitabı nasıl akıcı hale getirebileceğini çok iyi biliyor. Kurgularında eksik ya da fazla olan hiçbir şey yok, tam kıvamında…’
Sherlock Holmes, Sir Arthur Conan Doyle tarafından oluşturulan Britanyalı hayalî dedektif kahraman, polisiye edebiyatının önemli ilk kişiliklerinden biridir. Gazetelerde basılmış, ve polisiyenin halk arasında yaygınlaşmasına yardımcı olmuştur. Dedektif kahramanların en yaygın isimlerindendir.İnsanları, bir denklemin elemanları olarak ele alan ve dolayısıyla duygusal yönlere kaymayan bir karakter olan Holmes, amacına ulaşmak için zaman zaman aldatıcı ve kurnaz bir karaktere bürünür.Dr. Watson, bu kurgudaki en önemli yere sahiptir çünkü yazarın okuyucuya anlatmak istedikleri onun Sherlock Holmes'e sorduğu sorular sayesinde ortaya çıkar.
Karton Kutu içinde Bayan Cushing'e kesilmiş iki insan kulağı gelmiştir. Bu kulakların ardındaki gerçeği Sherlock Holmes çözecek Dr. John Watson yazacaktır.
Polisiye romanında çizgisini ve üslubunu yakalamış bu isim dünyada çokça tanınan yazarlardan biri haline gelmiştir. Bize de okumak düşer.
8-)BEYOĞLUNUN EN GÜZEL ABİSİ-AHMET ÜMİT
Kitaptan bir parçayla başlayalım :)
''Azrail'e koz vermek istemiyorsan sevdiklerinin sayısını az tutacaksın bu hayatta.''
Başkomiser Nevzat. Beyoğlunun en tenha sokakları. Tarlabaşının kirli yüzünü açıkça tasvir eden bir yazar. İsabetli bir atışla kalbinin ortasından öldürülen adam.
Okuyucuyu defalarca yanıltan ve katili ummadığımız kahramanlardan el sallatan Ahmet Ümit polisiyesi.
9-)CERRAH-TESS GERRITSEN
Gerilim dolu, sanki yazarın nefesini arkanızda hissediyormuşçasına sizin sonunuzu hazırlıyormuş gibi hissettiren başyapıt.Tıbbi gerilim romanı tarzında yazan ve en ince tasvirlere kadar inebilen yazar. Cerrah hedefine koyduğu kadınları kan dondurucu üslubuyla okuyucuya sunmaktadır.
Okuyucunun görüşü
''Gerilim sadece şiddet veya dehşet ile değil bilinmezlikle de yaratılabilir. Önemsemediğiniz tüm ayrıntılar kitabın ilerleyen sayfalarında büyük soru işaretleriyle tekrar karşınıza çıkıyor. Yazar sağ gösterip sol vuruyor. Bu kitabı okuduktan sonra yine Tess Gerritsen'in Kan Gölü'nü alıp bir solukta okudum. Ama Cerrah'ı okumayanlar çok şey kaçırıyorlar bence.''
10-)OLASILIKSIZ-ADAM FAWER
Uzun soluklu, göz açıp kapanıncaya kadar okunacak bir şaheser.Okudukça okuyacaksınız, merak duygunuz sizi git gide kamçılayacak.Sizi zorlasa da elinizden bırakamayacağınız enfes bir tat.
Ve yazar konuşur:''BİTİRMEK İÇİN YARINI, BAŞKASINA ANLATMAK İÇİN BİTİRMEYİ BEKLEMEYECEKSİNİZ.''Fazla iddialı değil mi sizce?Asıl önemlisi iddiasından fazlasını karşılaması.
Olasılıksız demek yetersiz kalacaktır. İnsanı adeta büyüsü altına alan bu hikayede, Adam Fawer, bilim, felsefe, entrika ve maceradan ortaya bir başyapıt çıkarmış."
Clive Cussler
Ben Mezrich, Mekanı Batırmak ve Çirkin Amerikalıların yazar
…hikayenin sonunda, bir yandan şizofreninin gerçek nedenlerini düşünürken, bir yandan da tek bir hareketin bir insanın hayatını ne kadar değiştirebileceğine şaşırıyor olacaksınız. Olasılıksız, beğeniceğinize gözümüz kapalı iddiaya girebileceğimiz bir kitap.
People
Bilimin ve felsefenin korku, gerilim ve macerayla beslediği OLASILIKSIZ'ı almak için fazla gecikmeyin :)
11-)DA VINCI ŞİFRESİ-DAN BROWN
Çok ses getirdiği halde okumadığım bir kitap.Sizin için küçük bir araştırma yaptım. Gelin bakalım. Neymiş bu Da Vinci'nin Şifresi?
Kitapta İsa ile ilgili tarihi sırlar ve Da Vinci'nin eserlerinde bu sırlarla ilgili ipuçları bıraktığına değinilir. Ayrıca Da Vinci'nin gizli bir tarikata üye olduğundan bahsetmektedir. Tüm bunlar kitapta bulmacalar ve kovalamacalarla ele alınmıştır. Dan Brown'un, sinemalarda da ilgi gören Da Vinci Şifresi bir cinayetle başlar. Cinayetin çözüm sürecinde ise İsa'nın evlenmiş ve soyunun yürümüş olduğu düşüncesi savunularakc Hıristiyan dünyasını karıştıran tez ortaya atılır. Kitabın sürprizlerinden biri de, Leonardo Da Vinci'nin, S. Maria delle Grazie Manastırı için yaptığı Son Akşam Yemeği adlı freskte, İsa'nın yanında oturan kişinin Havari Yuhanna değil; Magdalalı Meryem (Maria Magdalena) olabileceği ve Mecdeli Meryem'in İsa'nın eşi olduğu iddiasıdır. İddiaya göre, Bizans İmparatoru Konstantin, İznik'te toplanan Birinci Konsül sırasında, pagan toplumları Hıristiyanlık'a çekebilmek ve çatışmayı önleyebilmek için İsa'yı Roma stili tanrılaştıran anlayışın desteklenmesini ve bazı gerçeklerin perdelenmesini sağlamıştır. İşte bu gerçeği ortaya koyacak belgeler, Sion Tarikatı tarafından korunmaktadır. Ayrıca, Hristiyanlık tarihinin en önemli simgelerinden biri olan 'Kutsal Kase', aslında bir dişiyi, Magdalalı Meryem'i simgelemektedir. Kitabın Hristiyan dünyasını karıştıran en tartışmalı özelliği ise, hikâyenin kurgusu içinde cinayetlerin, Papa 2. Jean Paul döneminde gücünü arttırdığı bilinen Opus Dei tarikatının üyelerine işletilmesidir.
Kaynak:Wikipedia
Hristiyan dünyasında yankılanmasının sebebi İsanın aslında ölmediği ve dirilmediğidir.Bazı Hristiyan dindarlar İncil'in gerçekliğini lekelemek amacıyla yazıldığını savunur. Asıl önemli noktası ise kurgusal bir roman olduğunu yazar belirttiği halde bazı Arap üniversiteleri derslerde okutulmaya başlanmıştır.
Dan Brown ise eleştirilere:"Hristiyan tarihini değiştirip değiştirmediğimi bilmiyorum, ama sanıyorum ki Hristiyanları İncil, kutsal yazıların doğruluğu ve tarihi konusunda tartışmaya teşvik ettim.''


















Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorum yapmayı unutmayın :)