18 Mayıs 2016 Çarşamba

NEDİR POLİSİYE?

                                                           
Labirentleri bilir misiniz? Polisiye romanını bu labirentlere benzetirim. Şimdi düşünelim. Labirente girdiğiniz an giriş kapandı. Yalnızca çıkış var ama siz göremiyorsunuz. Arayışlar başladı.Hızlı hızlı çıkış arıyorsunuz fakat çıkışı bir türlü bulamıyorsunuz. Çöktünüz bir köşeye.  Tekrar  koşmaya başladınız. Yolu takip ediyorsunuz.Her yol sizi derin çıkmaza sürüklüyor.Umutlanırsınız çıkışı  bulduğunuzu zannederken duvar çarpar yüzünüze.  Polisiye budur.Polisiye yazarı çok akıllıdır.Yapıtı elinize alıp sayfaları açtığınızda  labirentin içine alıverir sizi.Okumaya başladığınız an da geçmiş olsun :)

Labirenti çok iyi hazırlamış bir yazar var karşında.Ve sen kitabın sayfasını açarak labirentin girişini kapattın. Bir görevin var. Yazarın ustaca kurguladığı çıkışı bulmalısın. İşte bu sandığın kadar kolay değil. Karşındaki kalem o kadar güçlü ki sen çıkışı yani KATİLİ bulduğıunu zannediyorsun. Katili ancak yazar gibi düşünenler bulabilir. Ve onların sayısı da azdır. Eserin sonlarına doğru geldiğinde ya katili bulamazsın ya da bulduğunu zannedersin yine. Yazar son kozunu son sayfada okuyucuya  oynamasını iyi bilir. Aklının ucundan bile geçmeyen karakterdir. Angajmanı ustaca kurgulayan kalem,okuyucuyu  şaşkınlıkla baş başa bırakır. Labirent mi ne oldu?Labirenti yazar size buldurdu. Son sayfalarda yazarın satırları sizi labirendin çıkışına götürdü yani katili buldunuz.Dolayısıyla polisiye okumadan önce iyice düşünün derim.Yoksa ne mi olur? Elinizden kolay kolay bırakamazsınız.Benden söylemesi :)



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum yapmayı unutmayın :)